Saray Planladıysa Zafer Kime?

Ahsen Kızılırmak
Ahsen Kızılırmak, güncel siyaseti keskin bir gözlem ve derin bir kuramsal altyapıyla harmanlayan bir siyaset yazar…
Kemal Kılıçdaroğlu mahkeme kararıyla koltuğunu geri almaya çalışıyor. İl başkanlarını teker teker görevden alıyor, MYK’yı yeniden kuruyor, parti hesaplarına el koyuyor. Yaptığı her hamleye “hukuk zaferi” diyor. Avukatı Celal Çelik de bu “zaferi” ballandıra ballandıra anlatıyor.
Ta ki Deniz Zeyrek o yazıyı yazana kadar.
Ortaya Saçılan İddia
Nefes gazetesi yazarı Deniz Zeyrek, Kılıçdaroğlu’nun ekibinden bir kaynağa dayandırdığı haberinde şöyle diyor: “Yargı tamamen arkamızda. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum süreçte yaşanacak her detayı planlamış.”
Yani Kılıçdaroğlu’nun “zafer” diye anlattığı butlan süreci Saray’la birlikte yürütülüyor. İktidarın başdanışmanı mutlak butlan davasının her aşamasını baştan planlamış.
Celal Çelik hemen “ahlaksız iftira” dedi, dava açacağını söyledi. Tepki vermek zorunda tabii. Ama bu kadar sert savunmak, işin içinde bir şey olduğunu düşündürmüyor değil. “Yok öyle bir şey” deyip geçse yetmez miydi? Dava tehdidi, doğru olmayan bir iddiaya verilecek tepki değil, doğru olan bir iddiayı örtbas etme çabası gibi duruyor.
Özgür Özel Ne Yapıyor?
Özgür Özel İzmir’de konuştu ve yeni parti sinyali verdi. Bunu yapmak zorunda çünkü Kılıçdaroğlu mahkeme kararıyla genel merkeze çöküp teşkilatı ele geçirirken, seçilmiş genel başkanın eli kolu bağlı bırakılıyor.
Grup toplantısı krizi her hafta yeniden yaşanıyor: Özel Meclis’te olacak, Kılıçdaroğlu MYK’yı toplayacak. İki ayrı lider, iki ayrı yönetim, tek bir parti. Bu kadarını kimse kaldıramaz.
Özel yeni parti sinyali veriyor çünkü Kılıçdaroğlu’nun mahkeme eliyle yaptığı operasyon karşısında başka çıkış yolu kalmıyor. Kılıçdaroğlu CHP’yi ele geçirdikçe, Özel’e ya teslim olmak ya da yeni bir yol açmak kalıyor. O da ikincisini seçiyor.
Ortadaki Vahim Tablo
Bir tarafta Kılıçdaroğlu var. Mahkeme kararlarıyla kurultayı iptal ettiriyor, teşkilatı baştan aşağı değiştiriyor. Zeyrek’in iddiası doğruysa bunu Saray’ın planlamasıyla yapıyor. Yani iktidarın eliyle muhalefeti içeriden çökertiyor.
Diğer tarafta Özgür Özel var. Seçilmiş genel başkan ama mahkeme kararı tanımıyor diye fiilen genel başkanlık yapamıyor. Parti içinde yalnızlaştırılıyor, teşkilatı elinden alınıyor. Yeni parti kurmaktan başka çare görmüyor.
Arada kalan CHP teşkilatı ise ortada: il başkanları görevden alınmış, delegeler mahkeme sürecini bekliyor, partililer “Ne olacak bu partinin hali?” diye soruyor.
Bu tablonun tek bir sorumlusu var. O da mahkeme kararıyla koltuğuna geri oturup partiyi baştan aşağı değiştiren Kılıçdaroğlu.
Saray’ın Oyunu
Erdoğan’ın muhalefete yapabileceği en büyük iyilik — kendisi için en büyük kötülük — onu yok etmek değil, içten içe çürütmektir. Kılıçdaroğlu eliyle CHP’yi bir iç savaşa sürüklemek, teşkilatı birbirine düşürmek… Saray için bundan güzel senaryo olamaz.
Kılıçdaroğlu bu oyunu görmüyor mu, yoksa görmezden mi geliyor? “Yargı zaferi” diye anlattığı şey aslında Saray’ın kendisine biçtiği bir rolse, bu zafer değil teslimiyettir. Celal Çelik’in bu kadar sinirlenmesi de bu yüzden olabilir.
Bitirirken
Butlan sürecini Saray planladıysa Kılıçdaroğlu’nun “zafer” dediği şey kime ait? Cevap net: Saray’a.
CHP’nin içinde bulunduğu durum ibretlik: iki başlı yönetim, mahkeme kararlarıyla sarsılan bir parti, yeni parti arayışı ve Saray’ın planladığı bir hukuk süreci. Bir siyasi partinin bu kadar krizi aynı anda kaldırması mümkün değil.
Önümüzdeki günlerde Türkiye siyaseti yeni bir partiyle tanışacak gibi görünüyor. O parti kurulduğunda arkasında 100 yıllık CHP tarihi değil, Kılıçdaroğlu’nun mahkeme hırsının enkazı olacak.
Tarih bu dönemi “CHP’yi bitiren dava” olarak değil, “Saray’ın planlayıp Kılıçdaroğlu’nun uyguladığı operasyon” olarak yazacak.