Tasfiye Denmiyor, ‘Arınma’ Deniyor

2 Views
Ahsen Kızılırmak
Yazar

Ahsen Kızılırmak

Ahsen Kızılırmak, güncel siyaseti keskin bir gözlem ve derin bir kuramsal altyapıyla harmanlayan bir siyaset yazar…

CHP’de dün akşam saatlerinde yine bir MYK toplantısı yapıldı.

Sahneye çıkan Parti Sözcüsü Müslüm Sarı, kararları saymaya başladı: 8 il başkanı görevden alındı, 3 mevcut 3 eski il başkanı tedbirli biçimde Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk edildi, 9 il yönetimi feshedildi. Sırada İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Bursa, Erzurum, Gaziantep, Malatya, Bitlis var.

Ama paniğe gerek yok. “Tasfiye yapmıyoruz” dedi Sarı. Sadece “arınma” yapıyorlarmış. Şirketlerde yeniden yapılanma dönemlerinde “çıkış” denmeyip “kariyer fırsatı” denmesi gibi bir şey. Aynı muamele, aynı sonuç, sadece ambalaj değişmiş.

Soruyorum: Bir MYK ki mahkeme kararıyla kurulmuş, kendisi hukuken “yok hükmünde” tartışmasının öznesi — o MYK, kendine muhalif olan il başkanlarını “mutlak butlan davasının parçası olmakla” itham edip disipline gönderiyor. Bu trajikomik durumu görmemek için insanın ya gözlerini sıkı sıkı kapatması ya da partisyonel bağlılıkla gerçeklik algısını kaybetmesi gerekir.

Hiç mi işkillenmiyorsunuz?

Kılıçdaroğlu, yedi yıl boyunca girdiği hiçbir seçimi kazanmadı. Partiyi yedi yıl üst üste yenilgiden yenilgiye sürükledi. Özgür Özel’in 2023’te kurultayı kazanması, 2024 yerel seçimlerinde CHP’yi birinci parti yapması, partinin kazanma duygusuyla tanışması — hepsi mahkeme kararıyla silindi. Şimdi mahkeme kararıyla genel başkanlık koltuğuna oturtulan Kılıçdaroğlu, kendisinden sonra partiyi toparlayan, büyüten, seçim kazanan kadroyu teşkilattan söküp atıyor.

Buna “arınma” denmez. Buna “rövanş” denir. Hatta daha açık söyleyeyim: buna “intikam” denir.

İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik’in sözleriyle söyleyeyim: “Ankara’dan İstanbul’a dönüş yolundayım, İl Başkanlığımıza geçiyorum. Haksızlığa boyun eğmemizi kimse beklemesin.” Seçilmiş bir il başkanı, atanmış bir MYK tarafından görevden alınıyor ve haksızlığa uğradığını söylüyor. Bu kadar net.

Özgür Özel’in çağrısı da ortada: “Tüm partililerimizi görevden alınan İl Başkanlıklarına davet ediyorum.” Parti fiilen iki başlı bir yapıya dönüşmüş durumda. Bir yanda mahkeme kararıyla atanan MYK, öte yanda teşkilatın seçtiği, örgütün sahiplendiği il başkanları.

Bugün CHP Yüksek Disiplin Kurulu toplanıyor. Tedbir kararlarına itirazlar görüşülecek. Kararlar çıkarsa il başkanlarının üyelikleri de askıya alınacak. Ardından ihraç süreci başlayacak. Kılıçdaroğlu yönetiminin “arınma” dediği şey, teşkilatı tepeden tırnağa yeniden dizmekten ibaret.

Peki sonra?

CHP’nin önünde iki yol var: Ya delegelerin 900’ü aşkın imzayla talep ettiği olağanüstü kurultay gerçekleşecek ya da Kılıçdaroğlu’nun MYK’sı örgütü yeniden şekillendirerek kendi kadrosunu inşa edecek. İkinci senaryo, partiyi mahkeme eliyle yönetilen bir yapıya dönüştürür. Birinci senaryo ise iradeyi yeniden teşkilata verir.

Tarihin sayfalarına bu dönemi “Kılıçdaroğlu’nun rövanşı” olarak mı yoksa “CHP’nin kendi kendini yeniden inşa ettiği dönemeç” olarak mı yazdıracağımız, önümüzdeki günlerde belli olacak. Ama şurası kesin: Bir mahkeme kararı, bir partiyi sadece yönetiminden değil, ruhundan da edebilir. Asıl “mutlak butlan” bu olsa gerek.