İşkence Başvuruları 30 Yılın Zirvesinde
Birleşmiş Milletler bugün 27. kez İşkence Mağdurlarıyla Dayanışma Günü’nü anıyor. 1984’te kabul edilen BM İşkenceye Karşı Sözleşme’nin 1987’de yürürlüğe girmesinin ardından 1997’de ilan edilen bu gün, dünyanın dört bir yanında işkence gören milyonlarca insanın sesini duyurmayı amaçlıyor. Ancak Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın (TİHV) son raporuna göre Türkiye’de işkence ve kötü muamele başvuruları tam 30 yılın zirvesinde.
TİHV verilerine göre cezaevlerinde ve gözaltı merkezlerinde sistematik hale gelen kötü muamele, özellikle siyasi tutukluları hedef alıyor. Cezaevlerinde hücre tipi tecrit, keyfi disiplin cezaları, sağlık hizmetlerine erişimin engellenmesi ve aile görüşlerinin kısıtlanması gibi yöntemler, uluslararası sözleşmelere göre işkence ve insanlık dışı muamele kapsamına giriyor. Son dönemde Manisa Akhisar başta olmak üzere çok sayıda cezaevinden gelen işkence iddiaları, Meclis gündemine de taşındı. CHP’li Veli Ağbaba’nın cezaevlerine gidilmesi çağrısına AKP’li Mehmet Metiner’in “İki yıl önce gittik ya” yanıtı ise iktidarın konuya yaklaşımını özetledi.
Türkiye’de gözaltı süreçleri de ayrı bir kara tablo oluşturuyor. Son yıllarda muhaliflere yönelik operasyonlarda gözaltına alınanlar hakkında rutin olarak 24 saat avukat görüş kısıtlaması uygulanıyor. Şafak baskınları, kapı kırma, ev talanı gibi yöntemlerle gerçekleştirilen operasyonlarda gözaltına alınanlar, ifade sürecinde psikolojik baskı ve kötü muameleye maruz bırakılıyor. Gezi Parkı davasında yargılanan isimlerin cezaevi koşulları, Selahattin Demirtaş’ın 8 yılı aşkın tutukluluğu, Kobani davası tutukluları ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik siyasi kumpas davası, yargının işkence ve kötü muamele iddiaları karşısındaki sessizliğini gözler önüne seriyor.
Dünyada ise tablo daha da vahim. BM verilerine göre İsrail, 1948’den bu yana Filistinlilere yönelik sistematik işkence politikası yürütüyor. 7 Ekim 2023’ten bu yana yaklaşık 9 bin Filistinli keyfi olarak gözaltına alındı, 18 mahkum cezaevinde işkenceden hayatını kaybetti. Suriye’de iç savaşın başladığı 2011’den bu yana 15 bin 334 kişi işkencede öldü, 400 bine yakın kişi halen cezaevlerinde işkence görüyor. ABD’nin Guantanamo üssünde 22 yıldır yargılanmadan tutulan 30 mahkumdan 9’u cezaevinde yaşamını yitirdi.
BM İşkenceye Karşı Sözleşme’nin 2. maddesi açık: “Hiçbir istisnai durum, ister savaş hali ister savaş tehdidi, ister iç siyasal istikrarsızlık veya herhangi bir başka olağanüstü hal, işkencenin uygulanması için gerekçe gösterilemez.” Ancak sözleşmeye taraf 173 ülkenin büyük bölümünde işkence fiilen sürüyor. Türkiye’nin de aralarında bulunduğu pek çok ülkede işkence yasağı kağıt üzerinde kalırken, mağdurların adalet arayışı sonuçsuz bırakılıyor. TİHV’in 30 yılın zirvesi uyarısı, tam da bu tablonun özeti niteliğinde.