İBB Davası’nda 55. Gün: İmamoğlu’ndan Çarpıcı Konuşma

1 Views

Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nde görülen İBB Davası’nın 55. duruşma gününde tutuklu sanıklar alkışlarla salona girdi. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce yürütülen duruşmada, CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, saat 11.10’da söz alarak kürsüye çıktı.

İmamoğlu, konuşmasına Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal’ın kaçırılması ve maruz kaldığı işkenceyle başladı. Karaal’ın salı günü ailesinin yanında kaçırıldığını, ardından kurtarıldığını belirten İmamoğlu, “Ne yazık ki ağır işkenceye maruz kalmış. Yoğun bakımda ve maruz kaldığı işkence biçiminde neredeyse 36 saat susuz bırakılması, tırnaklarının çekilmesi ve büyük bir işkenceye tabi tutulması söz konusu” dedi.

İmamoğlu, Karaal’a işkence sırasında “200 kilo altın nerede, 500 kilo altın nerede, para nerede?” diye sorulduğunu aktararak, bu durumun sorumlusunun davadaki iddianame olduğunu söyledi. İddianameyi “iftiraname” olarak nitelendiren İmamoğlu, sürecin Akit, Sabah gibi gazetelerde yayımlanan asılsız haberlerle körüklendiğini vurguladı: “Rakam vererek, milyarlar yazarak, ‘şu kadar altın’ diyerek bunu duyurmaları artık çok büyük bir suç olmaktan çıkmış, azmettirici kaynağa dönüşmüştür.”

“Ortada bir şey yoktur. Bizim ne ayakkabı kutularımız vardır ne gizli kasalarımız vardır ne de açıklanmayan tapularımız vardır” diyen İmamoğlu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nı ve tüm kurumları göreve çağırdı. “Lütfen bütün kurumlar, insanların annesi, babası korku ve tehdit altında olduğu bu iklime son verici tedbirler alsınlar” ifadelerini kullandı.

İmamoğlu’nun konuşmasının ardından eski Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Doğan Hamit Doğruer, dünden kalan savunmasına devam etti. Doğruer’in savunması sırasında duruşma salonunda yangın alarmı çaldı. Alarmın kapatılamaması üzerine mahkeme başkanı duruşmaya ara verdi. İmamoğlu, salondan ayrılırken CHP’li siyasetçilerin bulunduğu izleyici kısmına dönerek, “Size çok güveniyoruz. Birlikte olun, bir arada olun” diye seslendi.

Önceki gün savunması yarıda kalan Doğruer, etkin pişmanlıkçıların beyanlarını eleştirerek, “Eğer buradan çıkmanın yolu birilerine iftira atmaksa ben bunu yapmayacağım. Başkana iftira atmaktansa onurumla burada yatmayı tercih ederim” demişti.