Pasifik’te sıcaklık rekoru: 30 yılın en güçlü El Nino’su Türkiye’de yangın, sel ve kuraklığı aynı anda tetikleyebilir
Büyük Okyanus’un yüzey suları ısınıyor, rüzgârlar yön değiştiriyor ve atmosferin genel dolaşımı yeniden şekilleniyor. Bilim insanları 2026 yazı için “Süper El Nino” uyarısı yaparken, Türkiye’de barajlar çoktan alarm vermeye başladı. Peki bu kez farklı olan ne ve ülke bu tabloya ne kadar hazır?
El Nino, Büyük Okyanus’un doğu ve orta kesimlerinde deniz suyu sıcaklığının normalin üzerine çıkmasıyla ortaya çıkan bir iklim fenomeni. Güney Salınımı (ENSO) döngüsünün sıcak evresi olarak bilinen bu olay, atmosferin genel dolaşımını değiştirerek dünyanın dört bir yanında hava desenlerini altüst ediyor. Deniz suyu sıcaklığı normalden 2,5 ila 3 derece daha fazla yükseldiğinde buna Süper El Nino adı veriliyor. NOAA’nın haziran ayı raporuna göre, 2026-27 kışında zirveye ulaşması beklenen El Nino’nun yüzde 63 ihtimalle çok güçlü seviyeye ulaşacağı tahmin ediliyor. 1997-98 ve 2015-16 yıllarında yaşanan süper olaylarla kıyaslanan bu döngü, 30 yılda bir görülen bir doğa olayı olarak kayıtlara geçmiş durumda.
Türkiye açısından en büyük risk, aşırı sıcakların tetiklediği yüksek buharlaşma kaynaklı kuraklık. CNN Türk Meteoroloji Danışmanı Prof. Dr. Orhan Şen, bu yaz için ardışık ve uzun süreli sıcak hava dalgaları uyarısı yapıyor. 40 dereceyi aşan sıcaklıklar, boğucu nemle birleşince subtropikal karakterde bir yaz yaşanması bekleniyor. Prof. Şen’in altını çizdiği kritik nokta ise şu: Aşırı yağışlar aslında kuraklığı tetikliyor. Çünkü şiddetli sağanaklar toprağa sızmadan sel olarak akıp gidiyor, ardından gelen yüksek buharlaşma su kaybını hızlandırıyor.
Su kaynakları cephesinde tablo endişe verici. Barajlar, göller ve toprak nemi hızla azalıyor. 2026 baharında bazı bölgelerde bereketli yağışlar görülse de yazın bıçak gibi kesilen yağış ve aşırı buharlaşma, tarım ve hidroelektrik üretimini tehdit ediyor. Meteorolog Kutay Mıhlıardıç, El Nino’nun yağış rejimini bozduğuna dikkat çekiyor: Ani, şiddetli sağanaklar, sel, taşkın, iri dolu ve yıkıcı fırtınaların (süper hücre, downburst) riski artıyor. Doğu Akdeniz ve Karadeniz’in ısınan suları atmosfere daha fazla nem pompalarken, sıcak blokajlarla çarpışan serin hava kütleleri beklenmedik konvektif olaylara yol açabiliyor.
Orman yangınları da bu tablonun ayrılmaz bir parçası. Kurak geçen yaz ayları, yüksek sıcaklık ve düşük nem, Ege ve Akdeniz kıyılarında yangın riskini katlıyor. 2021 yılındaki büyük yangınların ardından altyapı ve erken uyarı sistemlerinde iyileştirmeler yapılsa da, Süper El Nino koşullarında bu sistemlerin yeterliliği ilk kez bu kadar ağır bir sınavdan geçecek.
Küresel ölçekte ise tablo daha karmaşık: Süper El Nino, Endonezya ve Avustralya’da kuraklık ve yangın, Peru ve Ekvador kıyılarında sel, Güney Amerika’da tarım kaybı riskini artırıyor. Atlas Okyanusu’nda kasırga sezonunu baskılarken, Hindistan musonunu zayıflatıyor. NOAA’nın verilerine göre, bu olayın 2026’yı kayıtlardaki en sıcak yıllardan biri yapma potansiyeli var. Uzmanlar, El Nino’nun üzerine binen küresel ısınmanın etkileri daha da şiddetlendireceği konusunda uyarıyor.
2026 yazı Türkiye için sadece bir sıcaklık sınavı değil, aynı zamanda su yönetimi, tarım politikası ve afet hazırlığı açısından da bir turnusol kâğıdı. Erken uyarı sistemleri, su tasarrufu tedbirleri ve kuraklığa dayanıklı tarım uygulamaları, bu yazın getireceklerine karşı alınabilecek başlıca önlemler arasında. Meteoroloji Genel Müdürlüğü ve NOAA’nın güncel raporları takip edilirken, vatandaşların da su kullanımında daha bilinçli davranması gerekiyor.