Tüketici Güveni Arttı Ama Alım Gücü Düşmeye Devam Ediyor

Cevdet Sayar
Cevdet Sayar, ekonomi ve finans dünyasını herkesin anlayabileceği bir dille aktaran deneyimli bir yazar ve analistti…
Bir endeks var, adı tüketici güveni. Bir de gerçek var, adı cüzdan.
Haziran ayının ilk yarısında tüketici güveni yüzde 7,46 arttı. “Mevcut durum algısı” iyileşmiş. “12 aylık beklentiler” yükselmiş. “Tüketim eğilimi” canlanmış. Savaşın bitecek olması, petrolün gerilemesi, piyasalardaki pozitif hava bu artışın gerekçesi. Anketi yapanların dilinden: Tüketici daha umutlu.
Peki aynı tüketici, sabah işe giderken cüzdanını açtığında ne görüyor? O sorunun cevabı endekste yazmıyor.
Endeks Ne Diyor, Cüzdan Ne Diyor?
Brent petrol haftalardır düşüyor. Üç aydır ilk kez 80 doların altını gördü. Hürmüz Boğazı yeniden açılıyor, tankerler geçiyor. Petrol düşünce enerji faturası hafifler, maliyetler iner, market rafı geriler deniyor.
Peki oldu mu? Pompa fiyatı düştü mü? Şehir içi ulaşım ucuzladı mı? Otobüs bileti geriledi mi? Halden markete gelen domatesin fiyatı değişti mi?
Cevap kısa: hayır.
Çünkü petrol dolar bazında ucuzluyor ama TL bazında hâlâ yüksek. Dolar 46 lirada. Geçen yıl bu zamanlar 35 liraydı. Petrolün varili 80 dolardan 70 dolara düşse bile, TL karşılığı geçen yılkinden daha yüksek. Yani o ucuzlama cebimize ulaşamadan buharlaşıyor.
28.075 Liranın Hikâyesi
Geçen ay yazdığım emekli maaşı meselesinin bir benzeri burada da geçerli. Hadi hesabı masaya koyalım.
Asgari ücret brüt: 28.075 TL.
Elimize geçen bu parayla bir aylık yaşamın faturasını ödeyelim:
- Kira: 10.000 TL. İstanbul’da 1+1 ev. Emlakçı dilinde “makul”.
- Faturalar: 3.500 TL. Elektrik, su, doğalgaz, internet, telefon.
- Market: Haftalık 1.200 TL desen, ayda 4.800 TL. Dört kişilik hanede bu rakamın üzerine çıkıyor.
Geriye kalan: 28.075 – 10.000 – 3.500 – 4.800 = 9.775 TL.
Bu parayla ulaşım, kıyafet, sağlık, çocuk masrafı, bir kira artışı için kenara koymak… Yok artık. Bir araba lastiği 4.000 TL. Bir çift ayakkabı 2.000 TL.
Bu hesabın neresinde tüketici güveni var? Bu hesabın güveni sıfır.
Pembe Tabloyla Market Fişi Arasındaki Fark
Endeksin gerekçelerine bir bir bakalım.
Savaşın bitme ihtimali olumlu etkilemiş. Olabilir. Savaş bitsin, gerilim düşsün, herkes için iyi. Ama savaş bitsin diye beklerken marketteki sütün fiyatı inmiyor. Petrol düştü diye kiran azalmıyor. Döviz yatay durdu diye kredi notun yükselmiyor.
Petrol fiyatlarındaki gerileme. Petrol düşerken pompa fiyatı üç günde bir güncelleniyor. Ama aynı düşüşün market reyonuna yansıması haftalar, aylar sürüyor. O arada eski fiyattan alınmış stoklar tükeniyor, yenisi geliyor. Ama rafa çıkan fiyat gerçekten düşüyor mu? Onu söylemek zor.
Finansal piyasalardaki pozitif seyir. Borsa 14.493 puandan kapanmış. İyi. Ama o borsada hissesi olmayanlar için bu rakam bir market fişinden daha anlamsız. Endeksin yükselmesi doğrudan maaş artışı demek değil. Hissesi olmayanın borsası, cüzdanıdır. Ve o cüzdanın endeksi son iki yıldır sürekli düşüyor.
Güven Endeksi Mutfağa Ne Zaman Girer?
Tüketici güveninin artıyor olması kötü bir şey değil. Tam tersine bir umut sinyali. Kötümserlikten iyimserliğe geçişin habercisi olabilir.
Ama bu güvenin mutfağa girmesi için bazı şeylerin gerçekten değişmesi gerekir:
- Petrol düşüşünün pompaya ve markete hızlı yansıması.
- Kira artışlarının enflasyon oranında kalması. Yani yüzde 60 değil, gerçek enflasyon.
- Doların sadece yatay durması değil, alım gücü karşısında gerilemesi.
- Maaş zamlarının enflasyon farkını kapatması.
Bunlar olmadan tüketici güveni ne kadar yükselirse yükselsin market fişi kabarmaya devam eder. Poşet küçülür. Ay sonu yetmez.
Güven endeksi iyidir. Ama güvenle geçim arasındaki fark, bir market fişi kadar incedir. O fiş yükseldikçe, endeks ne derse desin, sofradaki tablo değişmez.
Ve o tabloyu görmek için endekse değil, cüzdana bakmak gerekir.