Gerçeğin Kaygan Zemininde Bir Evlilik Otopsisi: Bir Düşüşün Anatomisi
Fransız Alpleri’nin o tekinsiz beyazlığı, buz gibi bir hava ve karların üzerinde yatan cansız bir beden… Justine Triet’nin Cannes’dan haklı bir Altın Palmiye ile dönen harikası Anatomy of a Fall, kâğıt üzerinde klasik bir “katil kim?” öyküsü gibi başlıyor. Ancak filmin asıl derdi, o cansız bedenin oraya nasıl düştüğünden ziyade, o düşüşten önceki yıllarda bir evliliğin, bir ilişkinin ve bir kadının hayatının nasıl adım adım uçuruma sürüklendiğini anlamak.
Bilirsiniz, mahkeme salonu dramaları sinema tarihinin en eski ve en sevilen numaralarından biridir. Fakat Triet, bu salonu bir adalet arayışı sahnesinden çok, modern ilişkilerin, yazar egosunun ve toplumsal cinsiyet rollerinin yargılandığı bir arenaya çeviriyor.
Suç Filmi Görünümlü Evlilik Belgeseli
Sandra (Sandra Hüller), başarılı bir yazar. Kocası Samuel ise yazarlık hayalleri kuran ama bir türlü olduramayan, kendi yetersizlik duygusunun altında ezilen bir adam. Samuel’in şüpheli ölümü sonrası Sandra bir anda kendini sanık sandalyesinde buluyor.
Film ilerledikçe anlıyoruz ki, mahkeme salonunda yargılanan şey cinayet şüphesinden ziyade Sandra’nın “nasıl bir kadın” olduğu.
- Başarılı olması şüpheli.
- Biseksüel olması şüpheli.
- Kocasının anadilini, Fransızcayı, konuşmayı reddedip İngilizce konuşması şüpheli.
- Kocasının aksine yazabilmesi, üretebilmesi ve kendi ayakları üzerinde dimdik durabilmesi en büyük şüpheli!
Triet, o meşhur ve sarsıcı kavga sekansında kamerayı öyle bir konumlandırıyor ki, kendimizi bir anda o evin salonunda, o boğucu rekabetin tam ortasında buluyoruz. Kendi başarısızlığının faturasını eşinin başarısına kesen o tanıdık erkeklik krizi, filmin belkemiğini oluşturuyor.
“Kendi başarısızlığın için beni suçlayamazsın,” diyor Sandra o sahnede. Aslında bu cümle, sadece Samuel’e değil, başarılı kadınları her fırsatta paçasından aşağı çekmeye çalışan o görünmez toplumsal yapıya atılmış bir tokat gibi yankılanıyor.
Sesin ve Sessizliğin Grameri
Filmin açılış sekansını düşünün. Sandra bir röportaj verirken, üst kattan bangır bangır gelen o sinir bozucu müzik: 50 Cent’in P.I.M.P. şarkısının çelik davullarla çalınan enstrümantal versiyonu. Müzik o kadar yüksek ki, kadınların birbirini duyması, iletişim kurması imkânsız hâle geliyor.
Bu sahne, aslında tüm filmin muazzam bir özeti. Eril bir gürültünün, üstelik şarkının sözlerinin taşıdığı o mizojinik alt metni de düşünün, kadının sesini, hikâyesini ve varoluşunu bastırma çabası.
Yönetmen Justine Triet, gerçeğin ne kadar eğilip bükülebilir olduğunu, bir ses kaydının veya bir anının farklı bağlamlarda nasıl bir silaha dönüşebileceğini adeta bir cerrah titizliğiyle işliyor.
Sandra Hüller’in Sarsıcı Kusursuzluğu
Ve elbette Sandra Hüller… Kelimelerin kifayetsiz kaldığı o oyunculuk resitali. Hüller, Sandra karakterini ne sevilesi bir kurbana ne de soğukkanlı bir canavara dönüştürüyor. Bize sadece “insan” olan, karmaşık, çelişkili, yorgun ama bir o kadar da güçlü bir kadın portresi sunuyor.
Seyirci olarak ondan şüphe ettiğimiz anlarda bile, onun zekâsına ve hayatta kalma güdüsüne saygı duymadan edemiyoruz. Mahkeme salonunda Fransızca kelimeleri ararken yaşadığı o kırılganlık anları ile İngilizceye geçtiğinde giydiği o dilsel zırh arasındaki geçişler, başlıca ders niteliğinde.
Son Söz Niyetine
Bir Düşüşün Anatomisi, bize gerçeğin her zaman saf, net ve ulaşılabilir bir şey olmadığını fısıldayan bir başyapıt. Gerçek, mahkeme salonlarındaki savcıların kurgularından, medyanın yarattığı canavar tasvirlerinden ya da kendi anılarımızın manipülasyonundan sıyrılabildiği ölçüde var.
Sinema salonundan çıktığınızda zihninizde dönüp duran soru “Kocayı o mu itti?” olmuyor. Kendinizi, “Bir ilişki ne zaman düşüşe geçer ve o düşüşte kim kimi yanına çeker?” diye sorarken buluyorsunuz. Has sinema da tam olarak budur zaten sevgili okur; size katilin kim olduğunu söylemez, kendi içinizdeki uçurumların derinliğini sorgulatır.
Gösterimde Olduğu Platformlar
Bu harika filmi evinizin o güvenli kozasında, kendi yalnızlığınızda yakalamak isterseniz, film an itibarıyla ülkemizde aşağıdaki platformların kataloglarında yer alıyor:
- TV+
- beIN CONNECT
- Amazon Prime Video
İyi seyirler dilerim.