Sansürün Gölgesinden Çıkan Perde: MUBI FEST İstanbul’un İki Yıl Sonraki Dönüşü

İrem Gülseli
İrem Gülseli, sanatı ve kültürü toplumsal bir ayna olarak okuyan, estetik ile siyasi olanı birbirinden ayırmayı…
Sansürün Gölgesinden Çıkan Perde: MUBI FEST İstanbul’un İki Yıl Sonraki Dönüşü
2024 yılının Kasım ayında, açılış filmi Queer’e getirilen o anlamsız yasaklama kararına karşı omurgalı bir duruş sergileyerek kapılarını açmaya saatler kala tamamen iptal edilen MUBI FEST İstanbul, iki yıllık bir mecburi aranın ardından nihayet şehre geri dönüyor. Festival, 4-6 Eylül 2026 tarihlerinde İstanbul’da yeniden sinemaseverlerle buluşacak.
Kurumsal halkla ilişkiler bültenlerinin o heyecanlı tonunu bir kenara bırakıp sormak gerekiyor: Bu geri dönüş sinema sektörü ve sansür iklimi için tam olarak ne anlama geliyor?
Teslim Olmamanın Bilet Faturası
MUBI’nin 2024’teki o sansür krizinde ticari kaygıları, sponsorluk anlaşmalarını ve satılan binlerce bileti tek kalemde silerek “Sansüre ortak olmuyoruz, festivali iptal ediyoruz” demesi, bu toprakların kültür-sanat tarihinde eşine az rastlanır bir omurgaydı. Çoğu büyük organizasyonun yasaklanan filmi sessiz sedasız programdan çıkarıp yola devam ettiği o uzlaşmacı iklimde, bu boyun eğmeme tavrı sinema hafızamıza kazınmıştı.
Bugün, iki yıl sonra festivalin yeniden takvime eklenmesi, o günkü radikal duruşun ticari bir intihar değil, aksine uzun vadeli sanatsal bir inat olduğunu kanıtlıyor. Küresel bir platformun yerel bürokrasiye ve baskı mekanizmalarına küsüp bu pazardan tamamen çekilmek yerine, fiziksel olarak perdesini yeniden kurma kararı alması sinema ortamı adına çok önemli bir kazanım.
Sadece Film Değil, Kamusal Alanı Geri Kazanmak
4-6 Eylül tarihleri arasında sadece dünyanın dört bir yanından seçkin filmleri izlemeyeceğiz; müzikle, söyleşilerle ve leziz yemeklerle iki yıldır eksik kalan o kolektif festival atmosferini yeniden soluyacağız. Bu detay neden önemli? Çünkü sinema, evlerimizde tek başımıza dijital hücrelere kapanıp tükettiğimiz bir “içerik” değildir; sinema, yanındaki yabancıyla aynı karanlıkta aynı duyguya ortak olduğun kamusal bir deneyimdir.
Ana akım sinema salonlarının tamamen tek tipleşmiş Hollywood yapımları ve birbirinin kopyası yerli komediler tarafından işgal edildiği bu çorak iklimde, MUBI FEST’in dönüşü İstanbullu sinemaseverler için adeta çölde bir vaha anlamı taşıyor. Üstelik bu kez, iki yıl önceki o yasaklama gölgesinin yarattığı inatçı hayatta kalma arzusuyla, salonların enerjisinin çok daha yüksek olacağı kesin.
Perdeyi Açık Tutma Sorumluluğu
Detaylı program ve bilet bilgileri önümüzdeki günlerde açıklanacak ancak bu geri dönüşün bize fısıldadığı asıl gerçek şu: Sansür, yasaklar ve idari engellemeler kültür-sanatın damarlarını bir süreliğine tıkayabilir ama gerçeğin ve sanatsal ifade özgürlüğünün perdesini tamamen kapatamaz.
MUBI FEST’in 2026 Eylül’ündeki bu dönüşü, sadece bir film izleme maratonu değil; sansürün karanlığına karşı sinema hafızasının, kararlılığın ve seyircisiyle yeniden buluşan özgür iradenin bir zaferidir. İki yıl önce elimizden alınan o ortak heyecanı geri almak için Eylül ayında, holding binalarının uzağında, o özgür salonların önünde buluşmak üzere. Kadrajınıza ve iki yıldır sönmeyen o sinema inadınıza sahip çıkın.
Detaylı bilgi ve biletler için: MUBI
Yazarın Son Yazıları
- Bulut Kapitalizmi ve Silinen Hafıza
- Festivallerden Sızan Radikal Sinema ve Algoritmaya Karşı Gerilla Cephesi
- Tek Kanallı Uykudan Sayısal Çırpınışlara: Türk Televizyon Tarihi ve Toplumsal Çürümenin Anatomisi
- Sıradanlığın Görkemi: Perfect Days (Mükemmel Günler)
- Konforlu Bir Cehennemin Kıyısında: The Zone of Interest