Dibin De Dibi

22 Views

Memlekette yoksulluk almış başını gitmiş; çarşıda, pazarda, mutfakta tam anlamıyla bir yangın var. Vatandaş ay sonunu getirebilmek bir yana, günü kurtarmanın derdine düşmüş. Hükümet ve Cumhurbaşkanı, belki de iktidara geldiklerinden beri hiç olmadıkları kadar büyük bir toplumsal destek kaybı yaşıyor; ekonomik ve siyasi olarak içinden çıkılmaz bir cenderenin ortalarındalar. Normal şartlarda, ana muhalefetin tüm enerjisiyle halkın bu çığlığına ses olması, iktidarın bu tükenişini sandığa tahvil etmesi gerekir, değil mi?

Ama hayır, biz son 15 gündür koskoca bir ülke olarak neyi konuşuyoruz? “Mutlak butlan” kararlarını, Kemal Kılıçdaroğlu’nun mahkeme koridorlarından devşirdiği geri dönüş planlarını, tüzük maddelerini ve parti içi güya “arınma” operasyonlarını… Halk ekmek derdindeyken, muhalefetin içine düştüğü ve ülkeyi de peşinden sürüklediği bu durum, siyaset kurumunun kelimenin tam anlamıyla “dibin dibi” noktasına ulaştığının resmidir.

Yandaş Medyanın Kılıçdaroğlu Sevdası Göz Yaşartıyor!

Bu tiyatronun en çarpıcı, en trajikomik sahnesi ise televizyon ekranlarında yaşanıyor. Şöyle bir arkaya yaslanıp yandaş kanallara, iktidar kalemi yazarlara ve trollerin sosyal medya hesaplarına bakın; manzara gerçekten göz yaşartıcı! Dünyanın en büyük siyasi paradokslarından birine şahitlik ediyoruz: Düne kadar Kılıçdaroğlu’na her türlü hakareti reva gören, onu itibarsızlaştırmak için sabah akşam yayın yapan yandaş medya, bugün hep bir ağızdan “Kılıçdaroğlu güzellemeleri” yapıyor.

Peki, bu aniden kabaran aşkın sebebi ne? Sebebi çok açık ve net:

İktidar bloku, kendilerine tarihinin ilk ve en ağır seçim mağlubiyetini yaşatan, ezberlerini bozan o yeni kurumsal kadroyu bir an evvel tasfiye etmek istiyor. Karşılarında kazanan, dinamik ve topluma umut veren bir muhalefet görmekten öd ödleri patlıyor. Bu yüzden, muhalefeti yeniden “kolay lokma” haline getirecek, tescilli mağluplardan oluşan o eski statükoyu yargı eliyle partinin başına monte etmeye çalışıyorlar.

Bu Kapılar Size Neden Açılıyor, Hiç mi İşkillenmiyorsunuz?

Şimdi sormak gerekiyor: Kendilerine “butlan savunucusu” diyen, mahkeme kararlarıyla koltuk kapmaca oynayan bu ekip, dönen bu devasa dolabı gerçekten görmüyor mu? Ne kadar yandaş kanal, ne kadar iktidar fonlu yorumcu varsa ekran kapılarını ardına kadar bu “butlancılara” açmış durumda. Prime-time kuşakları onlara tahsis ediliyor, mikrofonlar önlerine seriliyor.

Siyasetin en temel kuralıdır: Eğer can düşmanınız sizin için kırmızı halı seriyor ve sizi hararetle destekliyorsa, attığınız adımı acilen sorgulamanız gerekir. Kendini muhalif olarak tanımlayan bir aktör, yandaş kanalların bu aşırı misafirperverliğinden, trollerin kendisini savunmasından hiç mi işkillenmez? Eğer işkillenmiyorsa ortada iki ihtimal vardır: Ya siyasi körlüğün zirvesindedirler ya da bu tehlikeli oyunun bilerek ve isteyerek birer parçası olmuşlardır.

Kendi Kapınızın Önü O Kadar Temiz mi?

Bu ekibin bir diğer iddiası ise adeta akıllara zarar. Çıkıp meydanlarda, ekranlarda, “Biz partiyi yolsuzluğa bulaşmış olanlardan temizlemek, bir arınma sağlamak için bu hukuki mücadeleyi veriyoruz” masalını anlatıyorlar. Gerçekten bu samimiyetsiz hikayeye inanmamızı mı bekliyorsunuz?

Soralım o halde: Sizin kendi kapınızın önü o kadar temiz mi? Yıllarca omuz omuza siyaset yaptığınız, belediyelerin imar rantlarıyla, şaibeli zenginleşmelerle, ucu bucağı görünmeyen mal varlığı tartışmalarıyla anılan isimler yanınızda saf tutarken hangi “arınmadan” bahsediyorsunuz? Kendi içlerindeki devasa şaibeleri, hesabı verilemeyen servetleri görmezden gelip, partiyi mahkeme yoluyla ele geçirme hırsını “temizlik” ambalajıyla satmaya çalışmak, bu ülkenin seçmenini ve kendi üyelerini düpedüz aptal yerine koymaktır.

Koltuk İhtirasıyla Kararan Gözler

Ülke derin bir ekonomik krizle boğuşurken, milyonlarca insan açlık sınırının altında yaşam mücadelesi verirken, muhalefetin vizyonunu mahkeme ilamlarına ve tüzük kelimelerine indirgeyenler bu ülkeye en büyük kötülüğü yapmaktadır.

Dertleri hiçbir zaman memleket, adalet ya da temiz siyaset olmadı. Dertleri, iktidarın can simidi olarak uzattığı o mahkeme kararlarına tutunup, CHP’nin kurumsal gücünü yeniden şahsi ikballeri için sömürmektir. Yandaş medyanın rüzgarıyla yelken şişirip muhalefete darbe yapmaya kalkanlar, tarihin sayfalarına birer “kurtarıcı” olarak değil, iktidarın değirmenine su taşıyan ve siyaseti “dibin dibine” batıran figürler olarak geçeceklerdir.