Raftaki Fiyatla Kasadaki Fiyat Aynı Olmayabilir: Elektronik Etiket Tuzağı

7 Views
Cevdet Sayar
Yazar

Cevdet Sayar

Cevdet Sayar, ekonomi ve finans dünyasını herkesin anlayabileceği bir dille aktaran deneyimli bir yazar ve analistti…

Market reyonunda elinize bir ürün alıyorsunuz. Etikette 80 lira yazıyor. Kasaya gidiyorsunuz. Fişte 100 lira.

Farkı fark ediyorsunuz. Geri dönüp bakıyorsunuz. Etiket artık 100 lira yazıyor.

Aradaki 20 lirayı kanıtlamanız mümkün değil. Çünkü etiket artık kâğıt değil. Bir ekran. Ve o ekran, bir merkezden saniyesinde değişebiliyor.


Kâğıt Kalkıyor, Ekran Geliyor

Türkiye’deki büyük zincir marketler, kâğıt raf etiketlerini teker teker söküyor. Yerine Elektronik Raf Etiketi (ESL) sistemi takılıyor. Sistem kulağa masum geliyor: Merkezden yönetilen, anlık güncellenebilen küçük dijital ekranlar. Kâğıt israfı önleniyor, personel iş yükü azalıyor, fiyat değişikliği için mağaza mağaza dolaşmaya gerek kalmıyor.

Güzel.

Peki ya sistemin tüketici cebine uzanan tarafı?

O tarafı kimse anlatmıyor.


80 Lirayla 100 Lira Arasındaki Fark

Tüketici Konfederasyonu (TÜKONFED) Başkanı Aydın Ağaoğlu’nun uyarısı net: Bu sistem denetimsiz bırakılırsa zam tuzağına dönüşebilir.

Şöyle anlatıyor:

“Online sistemle kasaya ‘100 lira’ talimatı gidiyor. Tüketici rafta 80 lirayı görmüş olabilir. Kasaya geldiğinde etiket çoktan 100 liraya dönmüş oluyor. Önceki fiyatı kanıtlamak neredeyse imkânsız. Çünkü saat bilgisi zorunlu değil. Aynı gün içinde yapılan değişikliklerde tarih de değişmiyor.”

Yani şu: Market yönetimi, yoğun saatte fiyatı yükseltip sakin saatte düşürebilir. Denetim geleceğini duyunca tek tuşla eski fiyata dönebilir. Tüketici, indirimden yararlandığını zannederken farkında olmadan zam yemiş olabilir.

Bunun adı: Sessiz kesinti.

Devlet kasasından para alınmıyor belki. Ama market kasasında, tüketicinin cebinden çıkıyor.


Peki Yasal Dayanak Ne?

Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 54. maddesi açık: Tüketici lehine olan fiyat uygulanmalıdır. Raf fiyatıyla kasa fiyatı arasında fark varsa, düşük olan geçerlidir.

Ama sorun şu: Dijital sistemde raftaki fiyatla kasadaki fiyat arasındaki farkı kanıtlamak neredeyse imkânsız hale geliyor. Çünkü fiyat değişikliğinin ne zaman yapıldığı, kaç kez değiştirildiği, hangi gerekçeyle yapıldığı kayıt altına alınmıyor.

TÜKONFED’in önerisi: Kara kutu sistemi. Fiyat değişimlerini kayıt altına alan, sonradan müdahale edilemeyen bir sistem. Tıpkı uçaklardaki gibi.


Bu Sistem Kimin İşine Yarıyor?

ESL sistemi tek başına kötü bir şey değil. Operasyonel kolaylık sağlıyor, personel yükünü azaltıyor, kâğıt israfını önlüyor. Personel eskiden gece mesaisinde binlerce ürünün etiketini değiştirirken, şimdi bir ofisten birkaç tıklamayla hallediyor.

Ama aynı sistem, denetimsiz kaldığında market lehine, tüketici aleyhine çalışan bir mekanizmaya dönüşüyor.

Şöyle düşünün:

Denetim ekipleri markete geldi. Müdür ofisteki bilgisayardan tek tuşla tüm fiyatları “mevzuata uygun” hale getirdi. Denetim bitti. Ekipler çıktı. Fiyatlar eski haline döndü.

Bunu tespit edecek bir mekanizma yoksa, denetimlerin hiçbir anlamı kalmaz.


Market Fişinin Dijital Hali

Geçen ay tüketici güveninden bahsetmiştik. Endeks iyimser çıkıyordu. Ama market fişi başka konuşuyordu.

Şimdi işin içine bir de şu giriyor: Fiyat artık rafta durduğu gibi durmuyor. Sizin gözünüzün önünde, siz fark etmeden değişebiliyor.

Bir ürünü sepete atıyorsunuz. Reyon dönüşü fiyatı artmış olabiliyor. Kasiyer fişi okutuyor, siz o fiyatı ödüyorsunuz. Aradaki farkı kimseye ispatlayamıyorsunuz.

Bu, fiyatın “akışkan” hale gelmesidir. Ve akışkan fiyat, sabit gelirli için her zaman kayıptır.


Ne Yapılmalı?

TÜKONFED’in önerisi yerinde: Fiyat değişimlerini kayıt altına alan, geriye dönük sorgulanabilen, sonradan müdahale edilemeyen bir “kara kutu” sistemi zorunlu hale getirilmeli.

Ayrıca:

  • Fiyat değişiklikleri sadece mağazalar kapalıyken yapılabilmeli.
  • İndirim vaadi verilmişse, bitiş tarihinden önce fiyat artırılamamalı.
  • İndirimli ürünlerde indirimden önceki fiyat aynı puntoyla gösterilmeli.
  • Fiyat değişikliklerinin saati ve gerekçesi kaydedilmeli.

Bunlar yapılmazsa, market rafıyla kasa arasındaki mesafe her geçen gün açılır. Ve o mesafenin faturasını hep tüketici öder.

Dijital etiket güzel bir teknoloji. Ama teknoloji, tüketici aleyhine çalıştığında adı “tuzağa” dönüşür.

O tuzağa düşmemek için tek çare: Kayıt altına alınmamış her fiyat değişikliği, potansiyel bir zamdır.