Haftanın Sahaf Raporu: Küçük Şeyler Ormanı ve You’re Gonna Need a Little Music
Haftanın Sahaf Raporu’nda bu hafta Merve Arlı’nın incelikli öyküleri, Sabahattin Ali’nin unutulmaz romanı ve iki yeni albümle karşınızdayız. Raflarda ve dijital platformlarda keşfedilecek çok şey var.
📖 Kitap
Küçük Şeyler Ormanı — Merve Arlı (Ve Yayınevi, öykü, 72 sayfa, Mayıs 2026, 200₺ → 140₺)
Merve Arlı, ilk öykü kitabı Küçük Şeyler Ormanı’nda okuru gündelik yaşamın sıradanlığından çekip alarak görünen şeylerin ardındaki derin anlamın içine bırakıyor. İnsanların yalnızlıklarını, yaşam karşısındaki tereddütlü hallerini, yanılgılarını, küçük sevinçlerini ve kaçınılmaz yüzleşmelerini incelikli bir dille işleyen yazar, insanın iç dünyasındaki karmaşayı sessiz insan manzaraları eşliğinde gözler önüne seriyor. “Kırılgan da olsa hayatı seçmiştim. Hayatımı. Cehennemi arkamda bırakmıştım. Arkamda bir ceset bırakmıştım,” diye başlıyor kitap. Yasını tutanların, kendisiyle yüzleşme cesareti gösterenlerin, gitmekle kalmak arasında tereddüt edenlerin öyküleri. Ve Yayınevi’nin özenli baskısıyla 500 adet numaralı olarak yayımlanan kitap, yayınevinin sitesinden %30 indirimle 140₺’ye satın alınabiliyor.

Kürk Mantolu Madonna — Sabahattin Ali (Yapı Kredi Yayınları, roman, 177 sayfa)
Türk edebiyatının en çok okunan ve sevilen romanlarından biri olan Kürk Mantolu Madonna, her dönemde yeniden keşfedilmeyi hak eden bir başyapıt. Sabahattin Ali’nin 1943’te yayımladığı roman, Raif Efendi’nin geçmişte Berlin’de tanıdığı Maria Puder’e duyduğu platonik aşkı ve bu aşkın onun tüm hayatını nasıl şekillendirdiğini anlatır. Bir aşk hikayesi olmanın ötesinde, insanın iç dünyasına, yalnızlığına ve toplumla çatışmasına dair derin bir psikolojik çözümleme sunar. Yapı Kredi Yayınları’nın baskısıyla kitapçılarda bulunuyor.

🎵 Albüm
You’re Gonna Need a Little Music — Yard Act (Island Records, rock, Temmuz 2026)
İngiliz post-punk grubu Yard Act, üçüncü albümleri You’re Gonna Need a Little Music ile bu hafta dinleyiciyle buluştu. İlk albümleri The Overload’daki sivri dilli Britanya eleştirisi ve Where’s My Utopia?’daki synth-rock denemelerinden sonra grup bu kez garage rock ve Britpop etkilerini ön plana çıkarıyor. Prodüktör Justin Meldal-Johnsen eşliğinde Los Angeles ve Leeds’te kaydedilen albüm, disko esintili parçalardan coşkulu gitar sololarına uzanan geniş bir yelpazede dolaşıyor. Franz Ferdinand ve Oasis hayranlarının seveceği türden, deneysellikten çok keyif odaklı bir kayıt.

The Friendliest Fight We Know — Oen Sujet (self-released, elektronik/art-pop, Temmuz 2026)
Kanadalı kolektif Oen Sujet, 17 yıllık sessizliğin ardından The Friendliest Fight We Know ile geri döndü. Besteci John Winston Phillips liderliğindeki topluluk, 2009’daki Life Given To Quiet Places albümünden sonra rotatif üye yapısıyla ortadan kaybolmuş, şimdi aynı mekanik ve labirentimsi art-pop anlayışıyla yeniden ortaya çıkmış durumda. Sert synthesizer desenleri, keskin perküsyon ve tekrarlayan melodilerle örülen parçalar, Jorge Luis Borges öykülerini andıran bir labirent hissi yaratıyor. Pitchfork’tan 7.5 alan albüm, elektronik müzikten art-pop’a uzanan bir yelpazede gezinenler için kaçırılmaması gereken bir kayıt.

Hepsi bu haftanın Sahaf Raporu’nda. Güzel kitaplar ve yeni müziklerle dolu bir hafta geçirmeniz dileğiyle.