Gençler ne istiyor: Barış, adalet, mutluluk

2 Views

Türkiye’de gençlerin nabzını tutan iki ayrı araştırma var. Biri GOFOR ve Hafıza Merkezi’nden, diğeri Konrad-Adenauer-Stiftung’dan. İkisi de aynı şeyi söylüyor: Gençler toplumsal barışa inanıyor ama kendilerini sürecin dışında hissediyor. Mutsuzlar, gelecek kaygısı taşıyorlar ve önemli bir bölümü imkân bulsa başka ülkede yaşamak istiyor.

GOFOR ve Hafıza Merkezi’nin “Gençlerin Gözünden Müzakere Süreci” başlıklı raporu dokuz bölümden oluşuyor. Raporda kimlik ve aidiyetten Kürt meselesine, barışın önündeki engellerden gençlerin yasal yol haritasına kadar pek çok başlık var. Ortaya çıkan tablo şu: Her 10 gençten 7’si toplumsal barışın mümkün olduğuna inanıyor. Ama bunu söyleyen gençlerin sadece yüzde 35,8’i müzakere süreçlerine dahil edildiğini düşünüyor. Yani barışa inanıyorlar ama o barışı kuracak masada kendilerine yer olmadığını düşünüyorlar.

Gençlerin örgütlenme oranına bakmak bile tek başına bir şey anlatıyor. Yüzde 90,5’i herhangi bir partiye, derneğe ya da vakfa üye değil. Siyasi parti üyeliği yüzde 8,3, sivil toplum üyeliği yüzde 1,6, öğrenci topluluğu üyeliği ise sadece yüzde 0,5. Bu rakamlar gençlerin karar alma süreçlerine dahil olmadığını, ülkenin gidişatına etki edemediğini düşünmesiyle birleşince ortaya çıkan tablo daha da anlamlı hale geliyor. Nitekim gençlerin yüzde 53,3’ü ülkenin gidişatına etki edemediğini söylüyor.

Yüzde 70,1’i ülkenin gidişatını kötü buluyor. Bu memnuniyetsizlik tek bir siyasi görüşe ait değil, kuşağın tamamına yayılmış durumda. Ama ilginç bir şey de var: Aynı gençlerin yüzde 83,9’u “Yaşadığım ülkeye ve topluma ait hissediyorum” diyor. Yani ülkeyi kötü yönetiliyor buluyorlar ama aidiyet duygularını kaybetmemişler. Bu aidiyet duygusunun karşılığında ekonomik adalet bekliyorlar — yüzde 89,4’ü sosyoekonomik eşitsizliklerin azaltılmasını toplumsal barışın ön koşulu olarak görüyor.

Gençlere Türkiye’nin en önemli sorunu sorulduğunda ilk sırada ekonomi ve işsizlik var (yüzde 34,1), hemen ardından hukuk ve adalet geliyor (yüzde 33,1). Dikkat çekici olan, kamusal söylemde bu kadar merkezde olan “milli güvenlik ve terör”ün sadece yüzde 1,9’da kalması. Gençlerin yüzde 68,7’si yargıya güvenmiyor, bu oran üniversite mezunlarında yüzde 75’e çıkıyor.

Kendi hayatlarını en çok etkileyen sorunlara gelince: İstihdam birinci sırada (yüzde 33,3), onu eğitim (yüzde 26,6) ve ifade özgürlüğü (yüzde 16,5) takip ediyor. Barınma, ayrımcılığa uğramama, sağlık, örgütlenme ve katılım da sıralanan diğer başlıklar.

Gençler kendilerini siyasi olarak nasıl konumlandırıyor? Üçte biri solda, üçte biri merkezde, üçte biri sağda. Yani keskin bir kutuplaşma yok. Ama bir ayrıntı var: Gençlerin yüzde 49’u yetiştiği evde siyaset konuşulurken dikkatli olunduğunu söylüyor. Bu oran anadili Kürtçe olan gençlerde yüzde 58,6’ya çıkıyor. Politik suskunluk aile içinde bile kendini gösteriyor.

Konrad-Adenauer-Stiftung’un araştırması gençlerin ruh haline daha yakından bakıyor. 16 ilde 18-25 yaş arası 2 bin 140 gençle görüşülmüş. Katılımcıların yüzde 56’sı kadın, yüzde 44’ü erkek. Yüzde 27,4’ü bir işte çalışıyor, çalışmayanların yüzde 88,5’i öğrenci.

Mutluluk oranları düşündürücü: Gençlerin sadece yüzde 17,3’ü kendini mutlu hissediyor. Yüzde 52,5’i “orta derecede mutlu”, yüzde 30,1’i ise doğrudan mutsuz olduğunu söylüyor.

Gelecek hedefleri sorulduğunda en çok verilen cevap “iyi bir hayat yaşamak” (yüzde 46,7). Bu hedefe ulaşamayacağını düşünenlerin sayısı az değil. Gençlerin yüzde 63’ü imkân bulsa başka ülkede yaşamak istiyor. Hayalindeki ülke Almanya birinci sırada, ABD ikinci. Avrupa ülkeleri, İskandinav ülkeleri ve Kanada da listede.

Ekonomiye bakışları sert: Yüzde 73’ü Türkiye’yi az gelişmiş ya da gelişmekte olan bir ülke olarak görüyor. Yüzde 80,6’sı ekonomi politikalarını başarısız buluyor, yüzde 86,2’si ekonomik durumun kötü olduğunu söylüyor. Hükümete güven konusunda da benzer bir tablo var: Yüzde 70,4’ü yönetim biçimini doğru bulmuyor, yüzde 81,2’si adalet uygulamalarını doğru bulmuyor, yüzde 83,8’i ekonomi politikalarını, yüzde 75,7’si eğitim politikalarını, yüzde 86,3’ü ise göçmen politikalarını onaylamıyor.

Geleceğe dair umut konusunda gençler ikiye ayrılmış durumda: Yüzde 39,4’ü “Türkiye’nin geleceğini çok iyi görmüyorum ama umutluyum” derken yüzde 27,2’si umutsuz. Yüzde 69,6’sı ise Türkiye’nin çok kötü yönetildiği görüşünde birleşiyor.

İki araştırmanın ortak noktası adalet ve yönetim algısındaki kırılma. GOFOR raporunda gençlerin yüzde 68,7’si yargıya güvenmezken Konrad-Adenauer araştırmasında yüzde 81,2’si adalet uygulamalarını doğru bulmuyor. Gençlerin ortak talebi ise net: Ekonomik adalet, hukuk devleti, ifade özgürlüğü ve karar süreçlerine dahil olmak.