Ruh Edasıyla

Ben buruk havanın elçisiyim
Korku getiren artçı bir depremin
Çadır kurulmuş sokaklarında
Ölüme paralel durup göğe bakan

Zaten ölüm hep paralel dururdu
Mezopotamya’yla aynı kundakta
Yan yana ceviz kıran çocuklara

Fırat, bir ruh gibi akardı
Temizleyip toprağı zamandan
Çocuk yüzlere bir ruh gibi akardı

Mavi mavi gülerken onlar
Uçarı çocukların hangi sokakta
Hangi oyunu oynadığını
Benden iyi kimse bilemez

El bombasından kaçmaca
Kurşun yemece
Paletin altında kimin bedeni var?

Çocuklar usanıp da oyundan ölür göğe doğru zamanla
Ve analar Basra’ya doğru ağlar
Islatan yakarışlarla göğe bakıp

Zulüm bitsin diye çağıldayıp da
Saçlarına toprak süren kadın
Senin baharatlı seslerini
Ne çıplak toprağı duyar doğunun
Ne de üç maymunu azametli batının

Bu uç diyarlarda haykırışlar bir ruh edasıyla süzülür
Süzülürde kaybolur ruh edasıyla
Ağulu ahtapot yeni dünya
Sustukça susar bir ruh edasıyla

Photo by Allec Gomes on Unsplash