El Arabacılar

“Sevgili El Arabacılar Müessesesi Üyeleri,

Yapılan son düzenlemeler gereği ekmek kapımızın sınırları zorlanmaktadır. Biz tüm üyelerimizle belediyenin bu pervasız, kasıtlı yıpratma politikasına karşı koymak mecburiyetindeyiz. Uydurdukları önemli olan yolda olmak mottosuyla yolumuza taş koymaya çalışan bu güruh çok büyük bir yanlış yaparak pazar sektörünün yapı taşı el arabacılarını karşılarına almaktadır!”

Özcan eline tutuşturulan kâğıda boş gözlerle baktı. Salı pazarı en çok iş yaptığı pazardı. Vakit kaybetmemeli hemen işe koyulmalı diye düşündü. Zaten yanına elden düşme bir araba uyduran dakikasında el arabacı oluyordu. Bu kadar kolay girilip çıkılabilen başka bir sektör yoktur herhalde. Rengârenk tezgâhların arasında ustaca dolaşıp kafasında puanladığı ve on üzerinden beş üstü olan müşterilere usulca yaklaşıp “Araba lazım mı?” teklifini sunması gerekiyordu. Son zamanlarda gelen göçmenler ihale piyasasını düşürüp mesleğin onuruna fesat karıştırıyorlardı. En iyisi pazar esnafıyla anlaşıp onların malzemeleri kamyonetten tezgâha taşımak ama onlar da çok zor. Ancak işin acemisi, yalnız kalmışı olacak ki yaptırsın iş diye geçirdi içinden.

El arabacıların reisi Yılışık Yavuz kısa mesafeleri yetmiş beş kuruştan aşağı taşımama kararı aldı geçenlerde. Gel gör ki ceplerindeki kâğıt tomarını aşıp ancak yirmi beş kuruşu bahşeden ihtiyarlar bu haberden bihaber girdi içeri. Bu da yetmezmiş gibi belediyenin halkın rahatsız olduğunu bahane ederek el arabalarının pazara girişinin yasaklanacağı haberleri bomba gibi düştü gönlümüzün son dakika bantlarına.

Pazar görüntüsüne yakışacak kadar karmaşaya namzetti sizin anlayacağınız. Biz gelelim şu uyduruk slogana.

“Önemli olan yolda olmak”

peh!

Bir el arabacı için esas önemli olan yolun sonunda varılacak ev ve bu meşakkatli yolun sonundaki kazanılan birkaç madeni paradır. Meslek gömleğini çıkarıp peş peşe sıraladığımız nefeslerde de böyle değil mi zaten? Yolun sonunda kavuştuğunuz yer sizi mutlu etmeyecekse yolculuk neyinize gerek? Ya da bir varılacak istasyon yoksa?

Özcan felsefi düşüncelerini bir kenara bıraktı. Pazar poşetlerini itinayla arabasına yerleştirdi.