Dernek

İsim bulmakta hayli zorlandık arkadaşlarla. Alnımızın çizgilerinin oluşturulduğu haritadan yola çıkmayı ben de umut ederdim ama maalesef şatafatlı bir hikâyesi yok bu isim konusunun. Durun anlatayım. Zira vaktimiz bol. Eh, dernek de bunu amaçlıyor zaten.

Bir fakülte kantini öğle arasında kağıt bardaklara kağıt içindeki toz içeceği boşaltmak ve dahi sudaki yeşil yılancıkları izlemek için sıra bekliyoruz. Üzerimize sinmiş okul hayatı rahatlığı ile olur olmadık düşüncelere kapılıp ipe sapa gelmez işleri kendimize dert ediniyoruz. Zamanın hayatına açmış olduğu boşluğu kaliteli etkinliklerle dolduramayan herkes anlar bu kantin sırasında beli kırılan muhabbetleri. İşte bu da sayılar alemine düşüp not ortalamaları hesaplamalarıyla geçen günlerden biri sizin anlayacağınız. Ve biz günün küçük hedefi olan oralete ulaşıp kendimizi dışarı atıyoruz. Şairane bir üslupla duvarlar ruhumuza zindandır gibi bir gerekçe söylemek isterdim ama dışarı çıkış sebebimiz sizin de tahmin edebileceği gibi sigara. Süleyman üzerinde aile şirketi Kuğu Giyim’in ürünleri, gözlerinde derinden de derin çukurlarla hafif yan dönmüş vaziyette bize. Eliyle siperlediği sigarasını alışkanlığın vermiş olduğu kıvraklıkla yakarken bir ayinin en can alıcı kısmına hazırlanıyor sanki. O sırada Barış alnını terk etmeye başlayan kısa saçlarını kaşıyıp “Boş boş gidip geliyoruz okula oğlum. Bir şeyler yapalım! Dernek mernek kuralım mesela.” diyor. Buğra’yla ben kafamızı ona doğru çevirirken Süleyman ritüellerini bozmak istemediğinden olacak oralı olmuyor. Kendisine çevrilen gözleri savuşturmak isteyen Barış atılıyor hemen. “İsmi de şey olsun, Deniz Kabuğu!” Bu fikir yüzümüze yayılan kahkahanın ve fikir sahibinin yüzünde oluşan memnuniyetsiz tavrın fitilini ateşlemişti çoktan.

Bir cevap yazın