Pencere

Pencere kenarına oturmuş esintiden payına düşeni almak ve ders çalışmak istiyordu. Soru bankasının kapağını henüz açmış ve ilk sorusunu hızla cevaplamış olmanın heyecanı ile ikinci sorunun paragrafını okurken sokaktan gelen bağrışlarla tüm dikkati dağıldı. Perdeyi hafif aralayarak dışarıya göz attı fark edilmek korkusuyla. Ağızlarından leş sözler saçan genç bir grup imitasyon insan, bir başka genci kovalıyorlardı. Avcılar sırtından yakaladılar avı. Gizli seyircilerinin tam da karşısındaki duvara doğru fırlattılar avlarını. Av, iniltiler eşliğinde kalktı ve duvara yaslandı, yüzünü ilk kez seyircisine aşikar oldu. Av ve seyirci göz göze geldiler. Av, avcılarını unutturan bir dehşetle sarsıldı, seyircisi hayretten donakalmıştı. Ağızlarından leş akıtmaya devam eden avcılardan biri, avını köşe sıkıştırmış olmanın verdiği cesaretle bıçağını çıkardı. Av gözüne far tutulmuş tavşandan farksızdı. Ne bıçağa ne de vücudunda kinle saplanan üç bıçak darbesine aldırmadı. Gözleri evinin penceresinden perde arkasında onu izleyen kendi gözlerine kenetlenmiş halde kaybettiği kanlarla birlikte yere süzüldü. Avcıları kan tuttu. Bu sefer birbirlerine leşler saça saça kaçtılar olay mahallinden.

Seyirci hâlâ yerinden kıpırdayamamıştı ama karnından aşağıya bi’ şeylerin sızdığını hissediyordu. Geçtiği yeri uyuşturan sızıntı yavaş yavaş nefesini kesmeye başladı. Gözlerini pencerenin önünde kanlar içinde yatan kendisinden alamıyordu. Gözlerini kendine bakan gözlerinden ayırmaksızın elini sızıntının olduğu yere götürdü. Büyük bir acıyla kurtuldu dalgınlığından. Kana boyanmış ellerini çıldırırcasına kafasında ve yüzünde gezdirdi. Gücü tükeniyor gibiydi. Kalan son takatini toplayarak dışarıya attı kendisini. Kanlar içindeki vücudunun yanına oturdu. Av hâlâ pencereye bakıyordu. Dönüp o da pencereye baktı. Annesi elinde bir bardak çay getirmişti ders çalışan oğluna. Anne, başını okşadı evladının. Evlat şükran dolu gözlerle tebessüm etti annesine. İkinci soru biraz yormuştu, oldukça uzun bir paragraftı. Merakına yenilip cevap anahtarına hızlı bir bakış atarak doğru cevabı verdiğini göründe sevinçle arkasına yaslandı. Çayından bir yudum aldı. Portakallı kek çekti canı. Dışarıdan bir ambulans sesi yükselince hafif aralık olan pencereyi perdesiyle beraber kapattı. Onu bekleyen yirmi üç paragraf sorusuna döndü.

Photo by Alberto Lucas Pérez on Unsplash